Yetmişli yıllarda cazın elektrikli çalgılarla birleşmesi, saksafon açısından yeni bir teknik sorun doğurdu: ses basıncı. Akustik bir toplulukta doğal dengede duyulan bir saksafon, elektrikli bir ortamda kaybolur.
İlk tepki daha güçlü üflemektir. Bu, tonu bozar ve dayanıklılığı düşürür.
Doğru yaklaşım mikrofon kullanımıdır. Ses seviyesi enstrümanla değil kurulumla çözülür; icracı kendi doğal tonunu korur.
İkinci unsur monitör dengesidir. Kendi sesini duyamayan icracı farkında olmadan daha sert üfler ve entonasyon yukarı kayar.
Üçüncü unsur artikülasyondur. Yoğun bir dokuda yumuşak ataklar duyulmaz; bu bağlamda daha belirgin bir dil kullanımı gerekir.
Dördüncüsü register seçimidir. Doku kalın çalgılarla doluysa cümleler üst bölgede kurulduğunda daha net ayrışır.
Beşincisi ritmik kesinliktir; elektrikli bağlamda zaman genellikle daha sabittir ve sapmalar hemen duyulur. Derslerimizde topluluk çalışmaları, farklı ses ortamlarında çalma pratiğini de kapsar.