Saksafon yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde büyük ölçüde eşlik ve doku çalgısı olarak kullanıldı. Solo bir ses olarak görülmesi kendiliğinden olmadı.
Coleman Hawkins bu değişimin merkezindeki isimlerden biridir. Katkısı yalnızca teknik değil, yaklaşımsaldı.
Birinci unsur tondur. Geniş, kalın ve taşıyıcı bir ses, tenorun bir toplulukta önde durabileceğini gösterdi.
İkinci unsur armonik yaklaşımdır. Melodiyi süslemek yerine akor yapısı üzerinden yeni bir hat kurmak, doğaçlamayı melodik varyasyondan armonik inşaya taşıdı.
Üçüncü unsur balad anlayışıdır. Yavaş tempoda uzun ve yoğun süslemeli cümleler kurmak, tenorun anlatım gücünü ortaya çıkardı.
Bu yaklaşımın öğretici karşılığı açıktır: bir baladı doğaçlarken melodiye bağlı kalmak zorunlu değildir; akor dizisi kendi başına bir malzemedir.
Ancak bu ancak akorlar gerçekten duyuluyorsa işe yarar. Aksi halde melodiden kopmak dağınıklık üretir.
Bu nedenle balad çalışmasında önce melodi ezberlenir, sonra akor dizisi ayrı olarak öğrenilir. Derslerimizde balad doğaçlaması, melodi ve armoni ayrı ayrı kurulduktan sonra çalışılır.